Dünyaya gözlerimizi açtığımızda gördüğümüz ilk varlık
Adını duyduğumuzda yüzümüzde bir tebessüm, kalbimizde şefkat ve merhamet hislerini en derinden hissetmemizi sağlayan o en değerli varlık
Bizi dünyaya getirmekle yetinmeyen, hayata hazırlayan ve karşılaştığımız her sıkıntıda mutlaka yanımızda olan annelerimizin hakkını ödemek imkansızdır.
Cennet annelerin ayakları altındadır. Sözünü hepimiz biliriz. Bu söz inançlarımızda annelerimizin ne kadar hürmete layık görüldüğünün bir ifadesidir. Cennet ki insanların yaşamdan sonra gitmeyi arzuladıkları, her duanın sonunda en içten dileklerle istenilen yerdir. İnancımız böylesi bir yer için annelerin ayakları altındadır. tabirini kullanıyor. Benim bu sözden anladığım insanoğlu cennete gitmek istiyorsa bunun yolunun annelere olan saygı ve hürmetten geçtiği, annelerin rızalarının kazanılmadan cennete gidilemeyeceğidir. Doğduğumuz andan, hatta daha doğmadan annelerimizin çilesi başlar. Henüz elini kolunu oynatamayan, isteklerinin ne olduğunu söyleyemeyen bizlere annelerimiz koruyucu bir melek olmuş ve ne istediğimizi biz söyleyemeden onlar yapmışlardır. Her şeyden önce annelerimiz bizim ilk öğretmenlerimiz olmuştur. Yalanın, insanları aldatmanın ve onlara zarar vermenin yanlışlarını ilk onlardan öğrenmişizdir. Belki kendileri aç kalmışlardır ama bizleri hiçbir zaman aç bırakmamışlardır. Annelerimiz yeri gelince en yakın dostlarımızdan daha öte bir dost olmuş bütün sıkıntılarımızdan kaçıp sığındığımız korunaklı bir liman olmuşturlar. En küçük dertlerimiz de bile dünya yıkılıyormuşçasına hareket tiklerini ve bizim yanımızda olduklarını görmüşüzdür. Kalplerinde şefkat ve merhametin en büyüğünü bizler için yaşatmışlardır. Kızdıklarında bile gönülden gelen sözler söylememişlerdir. Geleneklerimizde bir söz vardır: Babaların bedduası tutar da annelerinki tutmaz diye. Çünkü onların bedduaları gönülden olmaz. Ne olursa olsun kalpten gelerek bize beddua etmezler.
Anneler hayatları boyunca çocukları için yaşarlar. Onların kıymetini kaybetmeden önce mutlaka bilmeli ve gönüllerini hoş tutmalıyız. öff bile demeden, yanımızdan ayırmadan baş tacı etmeliyiz. Unutmayın cennet annelerin ayakları altındadır.
Ülkemizde Anneler Günü; 1956′da yayınlanan bir kararname ile her yılın mayıs ayının ikinci pazar günü Türkiyede de Anneler Günü olarak kabul edildi. Bu kararnamenin bir hatırası olarak o yıl, Atatürkün annesi Zübeyde Hanımın resmini taşıyan bir hatıra pulu çıkarıldı. Anneler Gününün en önemli özelliği, o gün, millet, aile ve insan olarak, annenin değerini belirtmektir. Anne, insanlık hayatında, bir benzeri daha bulunmayan kutsal bir varlıktır. Başka hiçbir varlık onunla ölçülemez ve ona benzetilemez, Anneler gününde, her çocuğun, annesine, gücü yettiği ölçüde, bir armağan vermesi, o günün yerleşmiş ve çok güzel bir geleneğidir.
Bu yeni geleneğe benzer törenler eski çağlarda da vardı. İlk çağlarda Tanrıların Ulu Anası Rhea için 15 Martta yapılan şenlikler bir çeşit anneler günü sayılırdı. Bu adet o çağda Anadoluda çok yaygındı. Sonraları Hristiyanlar da buna benzer törenler yapmaya başladılar. O gün çocuklar, kilisedeki törenden sonra, annelerine armağanlar verirlerdi.
Yıllar önce kaybettiğim Annem in ve Annesini kaybeden tüm milletimizin,
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
